Türkiye ve dünya bilim tarihine katkılarınız nelerdir?
Öncelikle Bilim doktoru ünvanını hak etmeden, bilime katkı yapmadan almayı reddettim. O onu demiş bu şunu demiş demekten öte yepyeni bir kompleks faiz tanımı ve zaman boyutunun enerji ve finans piyasalarının krizlere girmeden barış ortamında dengelenemeyeceğini daha 1982 yılında yazdığım doktora tezimde öngördüm. Bugün yaşanan yapısal finans krizi, Keynes in tabiriyle ‘ liquidity trap’ olmaktan öte mevcut kapitalist ekonominin dinamosu olan faiz mekanizmasının sonucudur. Mevcut faiz kavramı ve finans piyasaları sadece üretim ve arz sorununu çözmektedir; ancak adil (sosyal) bölüşüm ve gelir dağılımı sorunu çözülmediğinden yapısal nedenlerle döngüsel (periyodik) olarak hemen hemen her 9-10 yılda bir dünyada bölgesel (asya krizi, Japonya krizi, 2001 Türkiye krizi..) ve küresel (15 Eylül 2008-Lehman Brothers ile yatırım bankacılığının ve gelecek planlamasının iflası) krizlerle karşılaşılmaktadır. Bugün yaşanan küresel finans krizinin bölgesel yeni harpler yaşanmadan, talep yetmezliğinin barış ortamında aşılarak çözülebileceğini söyleyebilmek için henüz vakit çok erkendir. Dünya da ileri gelen tüm hükümetler dünya finans piyasalarına yeniden trilyonlarca dolar şırınga etmelerine, dipsiz kuyuya onca para pompalamalarına rağmen, henüz bankalararası güven tesis edilememiş ve bankalar firmalara kredi kullandıramaz olmaktan, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan tüm ülkelerde, kurtulamamıştır. Dünya ekonomik ve finans çarklarının ataleti( inertia) ve güven ikliminin yok olması, kısacası faiz dinamosunun imajiner(sanal) sosyal bölüşüm, enerji ve çevre maliyetleri tamamen göz ardı edildiğinden, krizin reel sektöre sıçrayarak işsizliğin çığ gibi büyümesine yol açmıştır. Karl Marx, Silvio Gesell, John Maynard Keynes, Paul Krugman .. gibi dünya ekonomisinin kavramsal mimarı olan ekonomistler, faiz mekanizmasının tekelleşme sonucunu doğurarak serbest piyasayı ve serbest rekabeti ve ticareti yok ettiğine işaret etmişlerdir. Keynes ci yaklaşım, 1929 büyük krizinden sonra, faiz hadleriyle oynanarak, kümülatif arz ve talebin çakıştırılabileceğini öngörmüşlerdir. Para, hem değer saklama aracı, hem de ekonomik mübadelede değişim aracı olarak birbiriyle çelişen iki önemli fonksiyona sahiptir. Nitekim tüketicilerin likidite avantajına rağmen, ellerinde para tutmalarının erhangi bir yaptırımı olmadığından, dünya ekonomisinde talep yetmezliği sorunu ve atıl aşırı üretim kapasitesi doğmakta ve bu da en azından bölgesel harplere neden olmaktadır. Silvio Gesell, demorrage denen bir ceza ile tüketicilerin ellerinde para tutmasını ve paranın değer ölçüsü ve değişim aracı olarak sistem dışına çıkarılmasını önlemek istemiştir. Bu konsept Avusturya da Wörgl şehrinde, dünya para sisteminden tamamen bağımsız madeni paralar çıkarılarak denenmiş ve dolaşımdan çekilen paranın demorrage denilen oranda değer kaybına uğraması öngörülmüştür. Bugünün dünya ekonomisinde, enerji ve su kaynaklarının güvenliği ve hakimiyeti, finans piyasalarının enstrümanları ve mevcut faiz mekanizması yetmediğinden artık güçlü olanın askeri güç kullanarak müdahale ile işgal etmek ve el koymak yöntemi ( 1991 ve 2003 Körfez Krizleri, Irak ve Afganistanın Amerikan ordusu tarafından işgal edilmesi) devreye sokulmuştur. Amerikalılar, Irak yönetiminin (Saddam Huseyin) petrolünü dünya piyasalarına Euro olarak kote edeceğini açıklaması üzerine hazırlıksız olarak hayali tehdit unsurları yaratarak( Irak ın Nükleer Kimyasal ve Biyolojik silahlara sahip olduğu iddiası) askeri müdahalede bulunmak, böylelikle atıl askeri kaynaklarını mobilize ederek finans ve ödemeler dengesi açıklarını kapamaya çalışmak gibi bir politikayı uygulamaya sokmasına ve dünya da geçerli diplomatik ve demokratik hukuk devleti normlarını hiçe saymasına yol açmıştır. Benim dünya ekonomi bilimine katkım, bu gelişmeleri, yaşanan en derin 2008 küresel krizine daha 1980 lerin başında 28 yıl önceden sezip öngörmek ve yepyeni biz faiz kavramını tanımlayarak finans ve ekonomi bilimine kazandırmak olmuştur. Bu yeni faiz tanımının IMF ve Dünya Bankası verileriyle test edilerek geçerliliğini kanıtlamak, bursum uzatılmadığı için mümkün olamamıştır. Enerji Ekonomisi, Türkiye de ve Dünyada Geleceğin Problemlerinin analizi konulu doktora tezimde, analojisi aynen elektrik teorisinde var olduğu gibi, yepyeni bir kompleks güç tanımının ve kompleks faiz kavramının tanımı yapılarak, yepyeni bir sosyo teknik reaktif zaman boyutuyla, libor artı spread yerine geçecek, hem arz hem de talep tarafını, fert-işletme-sektör- ulusal-bölgesel ve dünya ekonomisi ölçeklerinde geçerli evrensel bir sosyal adalet ilkesiyle işsizlik, çevre kirliliği ve iklim değişikliğini durdurararak temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarını devreye sokup eş güdümleyecek, böylece gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakacak yepyeni değer odaklı (reklam ve kar maximizizasyonu yerine kaynak verimliliği kayıp minimizasyonu, çevre kirliliği ve diğer sosyal maliyetler, işşsizlik gibi ‘policy options’ larını esas alacak yepyeni üretim ve tüketim tercihleri ve kalıplarının, tabii ekonomik ve finansal sistemlerin evrimsel felsefe olarak (komünizm ve kapitalizmin çöküşünden sonra kurulacak yeni tabii ekonomik düzen) kurulup bir an önce geliştirilmesi ve harp ortamına girilmeden uzlaşma (consensus) ve barış ortamında dünya gücünü elinde bulunduranlarca devreye sokulması zorunluluktur. Aksi halde dünya hızla kıyamet harbine doğru yol almaktadır. Sosyal bilimlerin bilim olabilmeleri için, müsbet bilimlerde olduğu gibi nesnel ve işlevsel bir güç ve faiz tanımına muhakkak ihtiyaç vardır. Faiz kavramını ekonomi ve finans literatüründen çıkarırsanız geriye zaman dinamiklerini devreye koyacak, ısbat edilebilir, test edilebilir, ölçülebilir, kısacası bilgi türetim değeri olan analiz edilecek hiçbir konu (sermaye birikimi, gelir dağılımı, nakit fon akımlarının bugünkü değeri, karar teorileri…..) kalmaz. Önce ahlaki değer (normatif) sistemlerini tamamen yok sayan bir yaklaşımla bu güç ve faiz tanımı yapılmalıdır. Daha sonra da superposition yöntemiyle ve sistem yaklaşımıyla bunun üzerine ahlaki değer sistemleri ve normatif bileşenler oturtulmalıdır. Hazırlamakta olduğum yeni kitabımda tüm bu konulara daha basit bir anlatım ve sorgulama ile neden sonuç ilişkilerini ve çözü m önerilerini açıklamaya çalışacağım. Sizin sorularınız benim kendimi ifade etmeme vesile oldu. Katkınıza çok teşekkür ediyorum.
Geleceğe dönük projeleriniz nelerdir?
Bilgi, sevgi ve zaman bence en önemli sermayedir. Çalışan bilgi edinen öğrenen insanlar ve toplumlar dünya ile bütünleşerek dünya refahından pay alır; işsiz kalmaz. Hayat, bence sevgi ve bilgiye, yaşama sevincine, iç huzur ve tatmine, kendi kendisiyle barışık olmaya ulaşmak için çalışmaktan, beşikten mezara kadar öğrenmekten ibarettir. Bu süreci tam kapsayamayan ekonomi ve finans kitaplarındaki geleneksel üretim ve tüketim, arz ve talep tercihleri, fonksiyonları yetersizdir; bizi hiçbir kalıcı sonuca götürmez, çünkü doğruyu yanlıştan, haklıyı haksızdan ayıran, bilim ve dinin aynı evrensel tabii hakikatin peşinde maksat birliği içinde olduğunu anlatamaz. Düşmanlık ve harp düşüncesini yok ederek, en az kuvvet kullanımı, hiç müdahalesiz yönetme, uzlaşma ve barış ortamından ne olursa olsun vazgeçmeme bilincini ve bilgisini yayamaz. İşsizlik mevcut ekonomik sistem modellerinde, çözülmesi gereken en önemli sorun ve karar değişkeni olarak değil de artık değer (residual value) olarak tanımlanmaktadır. Bu yüzden de çözümsüzdür. İş kavramı da cinsiyet ayırımı da teknolojik gelişimle çok değişmiştir; etnik ayırımcılık ve ırkçılık tamamen yok olmasa da olmaması gerektiği kanaati modern toplumlarda değer kodex lerinde yer almıştır. Benim gelecek projelerimin tamamının hedefi bilgi üretmek, yaymak ve nakletmek, işsizliğe çözüm bulabilecek bir uygarlık projesi üreterek gençlere evrensel ve kalıcı gelecek perspektifleri sunmak olarak özetlenebilir. Gençlerimizin dünya ile kimlik krizine ve kültür şoklarına, depresyona girmeden bütünleşebilmelerini ve dünya refahından, dünyadaki tüm enerji hava su gibi tabiatın tüm insanlığa lütfu olan kaynaklarının kullanılarak üretilen ekonomik ve finansal sosyal refahtan pay alabilmelerini istiyorum. Geleceğin teknolojilerini ve kavramlarını tam vaktinde, henüz iş işten geçmeden anlayamayan öğrenemeyen ve kullanamayan fertlerin ve toplumların, tabii seçim kanunu (natural selection of survival) gereğince yok olacaklarını, gelecek şanslarının olamayacağını düşünüyorum. İş işten geçmeden gerçek gündemler yaratılmalı ve problemler sürekli borçlanarak ve imkanlarının üzerinde, ürettiğinden çok tüketmeye dayanan köşe dönmeci, hazırcı körü körüne sorgulamadan tüketim ve yaşam felsefeleri terk edilmelidir. Bu maksatla yeni kitaplar yazmak, Türkçe yi yeniden bilim dili haline getirecek kavramlar üretmek ve tüm toplum kesimlerine yaymak, gençlerle bütünleşmek maksadıyla işsizliğe çözüm olabilecek SAP Competence Training Center lar; Eğitim ve Spor Merkezleri kurmak, Ülkemi Yunus Emre misali karış karış gezip tanımak, sağlıklı nesiller yetişmesine katkıda bulunmak benim gelecek projelerimdir. Bu maksatla sponsorlar aramaktayım. Siyaseti hizmet vesilesi olmaktan çok güce makam ve nüfuza haklı haksız demeden erişmek hırsı (Wille zur Macht; The Will to Power) olarak görüyorum ve çok kalitesiz buluyorum. Tüm dünyada geçerli Profesyonel hüner ve bir meslek sahibi olanlar siyaset oyununu bence düşünmemeli! Hizmet düşüncesi esas olmalıdır.
Turkiye'de bilimin gelişmesini nasıl görüyorsunuz?
YÖK Türkiye de bilimin gelişmesine en önemli engeldir ve Türkiye de bilim ve bilim adamı bulmak; bilgi üretmek, uzun vadeli düşünmek çok zor bir sanattır. Bilim hürriyet ve akıl ile birlikte belli ölçüde zenginlik ve refah ister. 1000 Euro maaşalan Profesörler nasıl dünya ile bütünleşebilip yayınları takip edebilir kitap alabilir literatür takip edebilir, yayın yapabilir ki? Geçim derdine düşmüş insanlardan bilim adamı olabilir mi? Askeri usullerle yönetilen Üniversiteler de ancak YÖK ün yok ettiği bekleyip terfi etmiş bol ünvanlı akademisyenler bulursunuz. Bugün dünyada bilginin üretildiği ve tüketildiği yerler üniversiteler olmaktan çıkmıştır. SIEMENS, HP,LUCENT, ORACLE, SAP,Microsoft, Apple, Shell BP BAYER Schering Henkel BASF … gibi çokuluslu tekeller ARGE yapabilecek teknoloji üretecek kaynak tahsis edebilmektedirler. Ben bugün Üniversite yi bitirsem, doktora yapmak yerine bu firmalarda, piyasada çalışmayı, kendi işimi firmamı kurmayı, devletten tamamen bağımsız teknolojik bilgi üretmeyi tercih ederdim. Geleceğin, hatta bugünün dünyasında devletlerin yerini çokuluslu tekeller para sahipleri almıştır. Devletleri idare eder görünen siyasetçiler para sahiplerinin ve çokuluslu tekellerin maaşlı emir erleri ve kuklalarıdır. Devletin hiçbir kutsiyeti kalmamıştır. Şu yaşanan küresel finans krizi de göstermiştir ki, tüm dünyada siyasetçilerin ve politikanın finans piyasalarında ve para sahipleri, perde arkasındaki gerçek güç nezdinde hiçbir hükümranlığı, kararları riskleri çok önceden sezip yönlendirme yetkileri ve yetenekleri de yoktur.